Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

   

DENEMELER

  KÜRESEL ISINMA YADA KIYAMET Yeni bir yüzyılın eşiğinden daha yeni adım atmışken insanlığın tek yaşam alanı olan dünyamızda yeni bir sorun insanoğlunu bekliyordu.

Devamı

  ARTIK BİR ZAMANLAR OLDU Anadolu, yüzyıllar boyunca birçok medeniyete beşiklik etmiş, milletleri topraklarında barındırmış, onlara kanatlarını açarak bir nevi çatı olmuştur.

Devamı

  IMF VE DÜNYA BANKASI
Küreselleşme uğruna Dünya pazar payının genişlemesi için çalışan kurumlardan olan IMF ve Dünya Bankasına verilen taahhütlerin yerine getirilmemesi ülkeler de kriz üstüne kriz yaratıyor.

Devamı

..:: MEHMET AYAN OFFICAL WEB SITE ::..

ARTIK BİR ZAMANLAR

YAnadolu, yüzyıllar boyunca birçok medeniyete beşiklik etmiş, milletleri topraklarında barındırmış, onlara kanatlarını açarak bir nevi çatı olmuştur. Bu milletlerin mirasını sentezleyen Anadolu da, renkli kültürlerin bir mozaiği oldu. İşte Anadolu'nun bu farklılıklarından ve güzelliklerinden biri olan düğünlerimiz... Toplumun fertlerini bir araya getiren olgulardandır düğünlerimiz... Nasıl ki acılı günlerimizde bir araya gelip acılarımızı paylaşırız; düğünlerde de bir araya gelip mutluluklarımızı paylaşırız. 
Bunlar bir gerçek, ama şu da bir gerçek ki, artık bu geleneklerimiz yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Hatta yok olma tehlikesini bırakın, Anadolu'nun çok az bir kısmında bunları görebilmekteyiz. 
Bu satırları okurken, kimimiz "Ah! Neydi o günler" diyeceğiz, kimimiz ise, "Bizim böyle geleneklerimiz de mi varmış" diyeceğiz. 
Şimdi, bu yok olma sınırındaki geleneklerimizden biri olan Anadolu düğünlerimizi ele alıyoruz. Bir düğünün kız isteme başlangıcından düğün sonuna kadar geçenleri aktaracağız. Buyurun nostalji yolculuğuna...
Anadolu'da kız istemeler çoğunlukla görücü usulü ile olur. İşte bu ilk etap çoğunlukla bayanlar arasında gerçekleşir. Erkek kızı görür ve beğenir. Durum, anne vasıtasıyla babaya iletilir. 
Oğlunun beğendiği kızı almak için, damat adayının ailesi kendilerine yakın gördüğü, köyün ileri gelenlerinden ve köyde sözü geçenlerden biri veya birkaç kişiyi de "Dünürcü Başı" diye alarak kız istemeye gidilir. Kız tarafı ile bir araya gelinince dünürcü başı: "Allah'ın emri Peygamberin kavli ile kızınızı istiyoruz" diyerek evliliğin gerçekleşebilmesi için ilk adımı atmış olur.
İşte asıl işler de bundan sonra başlar. Anadolu'nun geleneklerinden olan "Kız evi naz evidir" sözünü doğrulamak için kız hemen ilk istemede verilmez. Biraz oyalanılır. İlginçtir, bu istemeler bazen aylar, hatta yıllar sürebiliyor. 
Uzun istemeler sonucunda kız evi razı edilmiş ise, bundan sonraki aşama yine dünürcü başı ile birlikte kız evine gidilerek "Söz Alınması"dır. Burada gelin adayına takılacak olan altının ne kadar olacağı, hangi eşyaların alınacağı konuşulur ve "Mehir Senedi" yapılır. Burada söz tarihi de belirlenerek hazırlıklara başlanır. 
Söz kesimi denilen ve kız evinde yapılan söz merasime damat katılmaz. Damat ve arkadaşı gençler, damadın evinde toplanıp eğlenirken köy ahalisi ve köyün büyükleri de kız evinde bir araya gelirler. Burada gençler ve yaşlılar ayrı ayrı otururlar. Öncelikle bir hoca tarafından dua yapılır ve ardından gelin gelenlerin ellerini öper. Tabi, el öpme işlemi gerçekleşirken tüm oradakiler kızın başına veya omzuna ellerinden ne geliyorsa örtüler, kumaşlar veya para gibi hediyeler takarlar. Böylece söz merasimi kutlanmış olur. Düğün tarihinin de belirlendiği söz merasiminde, Anadolu'nun her yöresinde kendine özgü çalgılarla ve yöresel oyunlarla, türkülerle eğlenilir. 
Eğer sözle düğün arasında bayram varsa, bayramda hem gelin hem de damat tarafı birbirlerine evde hazırladıkları baklavanın yanında, gelin ve damada alınan bayramlık hediyeleri de ekleyerek götürürler. 
Belirlenen düğün tarihinden önce kız ve erkek tarafından belirlenen aile yakınları ile şehre alışverişe gidilir. Bu alışverişe gelin ve damat katılmaz. Bu alışverişte gelin ve damada alınması kararlaştırılanlar alınır. 
Düğünden birkaç gün önce şehirde yapılan alışverişte geline alınan giysiler gösterilmeye çıkılır. Buna tüm köy halkı, hatta bazen de komşu köyler de davet edilir. Bunun yanında erkek tarafı ayrıca baklavalar yaparak ve geline alınan eşyalar "Bohça" yapılarak kız evinin yolu tutulur. Tabi ki bu gidiş kuru kuruya olmaz. Çalgılar ve oyunlar eşliğinde devam eder. Kız evine gelindiğinde baklava kız evine bırakılır. Buradan kız tarafı da alınarak köyün açık bir alanına gidilir. Burada da eğlenceler yapılır. Eğlenceden sonra geline alınan elbiselerin gösterilmesi işlemi yapılır. Burada hediye vermek isteyenler kızın bohçasının başında bulunan Tellal'a, isimlerini söylettirerek hediyelerini bırakırlar. Aynı yerde akşam köyün erkekleri toplanarak oyunlar oynarlar ve erkek tarafının yakınlarının getirdiği baklavaları yerler. Burada köyün gençlerinden "Delikanlı Başları" seçilir. Seçilen bu delikanlı başları düğünle ilgili tüm işlerden sorumlu olurlar.

 

Cuma günü sabah ezanının ardından, delikanlı başları ellerinde bir Türk bayrağı ile damadın evine gelip havaya birkaç el ateş ettikten sonra damadın yatağı, yastığı ve yorganını alarak kız evine götürürler. Aynı gün veya ertesi gün ise kız evinden birkaç kişi gelinin çeyizi ile birlikte damadın odasından alınan eşyaları da yanlarına alarak gelin odasını döşemek üzere damadın evine götürürler. Odanın duvarlarına köylerde yaygın adet olan "Kanaviçe Yaygılar" çakılır ve eşyaları yerleştirilir. Gelin tarafı çeyiz çakma işini tamamladıktan sonra, kaynana veya damadı çağırarak odayı gösterir ve bunun karşılığında bahşiş alırlar. Alınan bu bahşişleri kendi aralarında paylaşırlar. 
Cumartesi günü her iki tarafın misafirleri gelmeye başlar. Erkek tarafının misafirleri gelirken delikanlı başları ellerinde bayraklar ve çalgıcılarla bu misafirleri karşılarlar. Cuma günü yapılan "Çay İçme"de belirlenen misafir ağırlayıcılar burada hazır bulunarak gelen misafirleri paylaşırlar. Ve iki gün boyunca kendilerine düşen misafirleri ağırlarlar. 
Sıra gelir kına gecesine. Kına gecesi de Anadolu'nun değişik yerlerinde farklılık gösterir. Kına gecesinin gündüzünde "Gelin Giydirme"ye gelinir. Kına gecesi elbisesi diğerlerinden farklıdır. Kına gecesi için ayrı bir davet yoktur. İsteyenler gelebilir ve katılabilir. Kına gecesinde de yine geleneksel türküler eşliğinde oyunlar oynanır ve eğlenceler yapılır. 
Kına gecesinde gelin, yanık türkülerle ağlatılmaya çalışılır. Ağlamamaya direnen gelin, annesini görünce gözyaşlarını tutamaz...
Oyunlar bittikten sonra abdest alan gelin, ortaya oturtularak "Okşanır". Bu gelenek, gelinin iki tarafına oturan iki kadının bir çalgı eşliğinde mani söylemesidir. Okşamalarda söylenen manilerden bir dörtlük ise şöyledir:

"Seni baban verdi mi?
Halep'ten kına geldi mi?
Yarini eller duydu mu?
Kız bacım kınan kutlu olsun..."

Tabii bu arada erkeklerde boş durmazlar. Erkek tarafının düzenlediği eğlence ise günümüz tabiri ile bekarlığa veda partisi gibidir. Bazı yörelerde "Çetnevir" denilen bu geceye damat, yakın arkadaşlarını davet eder. Gecede iyi bir ziyafet çekilir ve oyunlar oynanır. Bu eğlenceler sabaha kadar devam eder. 
Evet sonunda düğün günü gelir. Düğün sabahı ayrı bir hava ve ayrı bir heyecan vardır her iki tarafta da. Sabahın erken saatlerinde çalgılar çalınıp yemekler yenmeye başlanır. İlk önce davetlilere yemekler verilir. Bu yemekler yöreden yöreye değişiklik gösterir. Burada da yine bayanlara ve erkeklere ayrı ayrı yerlerde servis yapılır. 
Düğün yemekleri Anadolu'da bir başka yapılır ve yaşanır. Düğün yemeği için tüm köylü seferber olur. Düğün yemeği köyün ya en geniş yerinde ya da erkek evinde yapılır. 
Yemek sırasında yemeklerin istenişi de oldukça ilginçtir. Bunlardan bazıları: Pilavda az et olursa "Gölgesinde Cuma namazı kılınacak pilav getir" derler. Yemekler geç gelir ya da beğenilmezse kaşıklarla masaya vurulur.
Düğün sabahında kız tarafında da başka bir heyecan vardır. Gelin sabah uyanır uyanmaz kına gecesinde giydiği kıyafetlerle yakını olan bir kadın ile birlikte bütün köyü dolaşır ve el öper. Damat ise sağdıç ile birlikte öğle namazını kılar ve o da tüm köyü gezerek el öper. 
El öpme işleri bittikten sonra gelin ve damat kendi evlerinde hazırlanırlar. Erkek tarafı kızı almak için kız evinin yolunu tutarlar. Bu arada kız evine gidilirken çalgılar çalınıp türküler söylenerek gidilir. Kız evine varıldığında gelin evden çıkarılır. Gelini bir ata bindirerek erkek evinin yolu tutulur. Bu arada gelinin getirileceği atın başında kaynata ve aile büyüklerinden birkaç kişi bulunur. 
Kız evinden gelini çıkarıp götürmek erkek tarafı için o kadar kolay olmaz. Kız evinde gelinin kardeşleri veya yakınlarından birileri kapıyı kilitleyerek kaynatadan istedikleri bahşişi almadan kapıyı açmazlar. Bahşiş alındıktan sonra gelinin çeyizleri ve eşyaları alınarak kayınpeder tarafından özel olarak hazırlanan ata bindirilerek dualar eşliğinde götürülür.
Damat evin damında veya yüksekçe bir yerde elinde saçacağı paralar ve şekerlerle, kayınvalide ise damadın eski bir gömleğini giymiş halde hazırladığı su testisi ve bir kaşık tereyağı ile düğün alayını bekler. 
Düğün alayı erkek evine geldiğinde, kapıya yaklaşıldığında bir kurban kesilir. Kızın yakınları ise kaynanadan bir bahçe, koyun, keçi, inek gibi bir hediye isterler. Kaynana tamam dedikten sonra damat paraları ve şekerleri gelinin üzerine serper ve nihayet gelin attan indirilir. Bu arada şunu belirtmeden geçemeyiz. Türk insanının vazgeçemediği silah tutkusu. Bu eğlenceler yapılırken bol bol silah atılır.
Gelin, evin eşiğinde ayağı ile su dolu testiyi kırar, bir kaşık tereyağını ise eline alarak evin iç kapısının önce eşiğine sonra da üstüne sürer. Tabi bunlar boşuna yapılmaz. Buradaki inanış geleneklere göre, genç evlileri nazardan korumak ve gelinin eve bereket getirmesi amacı ile yapılır. Bu, Anadolu'da yüzyıllar boyu yapılagelen bir gelenektir.
Gelin, eve girdikten sonra sağlıklı erkek çocukları olsun dileği ile küçük bir erkek çocuğu gelinin kucağına oturturlar. Bunların peşinden gelin odasına çekilir. 
Akşam, namazdan sonra töre gereği dua ile damadı odaya koyarlar. Damadın odaya girmesi kolay olmaz. Damadın arkadaşları kapıdan girmeden önce sırtına vururlar. 
Damat, dileğine ulaşır ulaşmaz bu çaba ve başarısını bildirmek için odasının penceresinden silahıyla bir el ateş eder.
Böylece bir düğün de biter.
Sonuç olarak söylenebilecek olan, artık bunun gibi düğünlere Anadolu'nun çok az bir kesiminde rastlandığıdır. Bunun bir çok sebebi var. Gençlik körü körüne bir yerlere bağlanmakta, kendi kültüründen soğumaya veya soğutulmaya çalışılmaktadır. 
Son yıllarda örf ve adetlerimizi hızla kaybetmekteyiz. Bunun sonucunda güzel Anadolu'muzda ve yurtdışında yaşayan gurbetçilerimizde oluşan durum "kültür yozlaşması" dır. Buna engel olmak için düğünlerimizi yaşayarak yaşatabiliriz. Hiç olmasa bizden sonraki nesillerimize sözlü olarak aktararak yaşatmalıyız. Bu bizim en önemli görevlerimizden biri olmalıdır. 
Bu araştırma yapılırken ortaya çıkan ve bizi de bir nebze de olsa sevindiren; toplumsal yaşamdaki bazı değişikliklerin ve yozlaşmaların kültürün çekirdeğini kıramadığını ve hala Türk kültürünün yaşatılıyor olması... 
Elimizde olan zenginliklerin ve güzelliklerin göz göre göre avuçlarımızdan bir kum tanesi gibi kaymasına izin vermemeliyiz. Bu durumu açıklayan bir cümle ile yolculuğumuza veda ediyoruz. "Bir akşam Amerika'da kot pantolon moda olmuş, ertesi sabah köydeki herkes giymiş."

 * Bu araştırma, tüm Anadolu'yu kapsamamaktadır. Araştırmanın yapıldığı alan Orta Anadolu civarıdır. Araştırmanın yapılmasında büyük emekleri geçen, Muhammet İrfan ŞEKER, Ayşe AKINCI, Faruk MEMOĞLU ve Kader DELİBAŞ'a teşekkürlerimi bir borç bilirim.