Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

   

DENEMELER

  KÜRESEL ISINMA YADA KIYAMET Yeni bir yüzyılın eşiğinden daha yeni adım atmışken insanlığın tek yaşam alanı olan dünyamızda yeni bir sorun insanoğlunu bekliyordu.

Devamı

  ARTIK BİR ZAMANLAR OLDU Anadolu, yüzyıllar boyunca birçok medeniyete beşiklik etmiş, milletleri topraklarında barındırmış, onlara kanatlarını açarak bir nevi çatı olmuştur.

Devamı

  IMF VE DÜNYA BANKASI
Küreselleşme uğruna Dünya pazar payının genişlemesi için çalışan kurumlardan olan IMF ve Dünya Bankasına verilen taahhütlerin yerine getirilmemesi ülkeler de kriz üstüne kriz yaratıyor.

Devamı

..:: MEHMET AYAN OFFICAL WEB SITE ::..

IMF VE DUNYA BANKASI

Küreselleşme uğruna Dünya pazar payının genişlemesi için çalışan kurumlardan olan IMF ve Dünya Bankasına verilen taahhütlerin yerine getirilmemesi ülkeler de kriz üstüne kriz yaratıyor. Peki ama bu kadar etkileyen bu iki kurum ne zaman, ne amaçla kurulmuştur. Herkes bu iki kurumun adını kendi isimleri kadar iyi bilmelerine rağmen ne iş yaptıkları hakkında pek fazla bilgiye sahip değillerdir herhalde.
Ülkelerin, ekonomilerin çöküş dönemlerinde ortaya çıkan ve onları kurtarmak için bir dizi Stand-by anlaşması neticesinde ülke ekonomisine dışardan gelen bakanlarla çözüm arayan IMF ve Dünya Bankası nedir? Ne zaman kurulmuş şu ana kadar neler yapmışlardır ?
IMF ve Dünya Bankasının ülke ekonomilerine yönelik yaptırdıkları uygulamaları değil de bu sayımızda kısaca IMF ve Dünya Bankası ne iş yapar, hangi kurumları vardır sorularının cevabını vermeye çalıştık.
Günümüzde atmosfere en fazla zarar veren ülke ABD'dir. Ama nedendir bilinmez Küresel Isınma konusunda bilim adamlarının ve devletlerin, geleceği daha güvenli hale getirmek için uluslararası çalışmalara imza koyarken ABD'nin bunlardan geri kalması. En basit örneği Kyoto sözleşmesini tanımaması ve altına imza atmaması gösterilebilir.
Peki Küresel Isınma nedir? Bizi bekleyen felaketler nelerdir? Kabaca: Başta kanser olmak üzere tüm hastalık ve salgınlara daha yakın olacağız, susuzluk ve elektrik kesintileri ise işin cabası. En kısa yoldan Küresel Isınmayı böyle anlatabiliriz.
Felaket Geliyorum Diyor 
Afrika kıtasında bulunan Klimanjaro buzul dağı son yüzyılda kütlesinin dörtte üçünü kaybetti. Diğer kıtalardaki dağlar da buzullarının büyük bir kısmını yitirdi. Denizler yükseliyor. 20. yüzyılda deniz seviyeleri 10 ile 25 cm. kadar yükseldi. Göl sularındaki ısınma da sürüyor. 1866 ile 2000 yılları arasında sıcaklık küresel düzeyde 0,5 ile 0,7 C derece arasında yükseldi.
Eğer bu hızda atmosfere karbondioksit vermeyi sürdürürsek 2050 yılında sıcaklık bir varsayıma göre 3 veya 4 C derece artacak. Deniz düzeyleri bir 35 cm. daha yükselecek. 2100 yılında ise yükseklik 60 cm.yi bulacak. Bu, örneğin ABD'nin 25 bin kilometrekare toprak kaybetmesi demek. Bangladeş ise topraklarının yüzde 10'unu denizlere terk edecek. Pakistan, Mozambik, Endonezya da topun ağzındaki diğer ülkeler. Temiz su kaynakları, sıcaklığın artmasıyla çoğalacak olan buharlaşma nedeniyle azalacak. Temiz sulardaki azalmanın yüzde 20'yi bulması bekleniyor. Kışlar yazlardan, geceler gündüzlerden daha fazla oranda ısınacak. Geceleri karaların soğuması yeterince gerçekleşemeyeceğinden rüzgar ve fırtınaların yeriyle şiddeti değişecek. Sıcaklığın 5 C derece artması durumunda her yıl fazladan bir milyon kişi daha sıtmadan ölecek. Yani felaket "geliyorum" diyor.
Küresel Isınma Ne?
Küresel Isınmanın nedenleri biliniyor bilinmesine ama sonuçları konusunda bilim adamları henüz tam bir fikir birliğine varmış değiller. Ormanlar ne olacak, rüzgar desenleri değiştiğinde dünyayı nasıl günler bekliyor, temiz su kaynakları sıcaklık artışından etkilendiğinde ne olacak. Bu yüzden savaş çıkar mi? Uzayıp giden bu soruların yanıtları değişik. Ama tüm bu anlaşamama durumu sonuçlara ilişkin. Yoksa yerkürenin gün geçtikçe ısındığı ve bunun da atmosferi ısıttığı konusunda tüm bilim adamları hemfikir. 
Nasıl Oluşuyor?
Küresel Isınmaya yol açan şey sera etkisi yaratan gazların insanoğlu tarafından atmosfere daha çok verilmeye başlanmasıyla atmosferde oluşan sıcaklık artışıdır. Peki sera etkisi nedir? Aslına bakılırsa sera etkisi doğal bir süreçtir. Dünyada yaşamı sağlayan bir süreç. Ama doğanın kararında bıraktığı bu sistem insanoğlu tarafından bozuldu. Güneşten gelen ışınlar dünyayı ısıtır. Bunu hepimiz biliyoruz. Güneşten gelen bu ışınlar aynı zamanda yerküremiz tarafından gerisin geriye yansıtılır da. Ancak atmosferdeki su buharı, karbondioksit ve metan gazları dolayısıyla bu yansımanın bir kısmı önlenir. Bu gaz molekülleri ışınları tutar ve yeniden dünyaya yansıtır. Yani aynı bir serada ışının sera naylonu dolayısıyla dışarı çıkamaması gibi. Bu yüzden bu olaya sera etkisi adı verilir. Bu doğal süreç daha önce dediğimiz gibi dünyada yaşam döngüsünün kurulmasında önemli. Sera etkisi olmasaydı dünyanın sıcaklığı - 18 C (eksi 18) olacaktı. 
Ancak Sanayi Devrimi'nin başlamasıyla beraber durum bozuldu. İnsanoğlu fosil yakıtlar, yani kömür, petrol ve odunu uygarlığının yükselmesinde basamak olarak kullanmaya başlayınca atmosfere her yıl, önce binlerce sonra milyonlarca, günümüzde ise milyarlarca ton karbondioksit salmaya başladı. Karbondioksit doğal düzeyinde kaldığında yararlı bir gaz. 
İnsan bununla da yetinmiyor. Bir yandan da ormanları yok ederek karbondioksit emen sistemleri ortadan kaldırıyor. Yani CO2'nin artış hızını yükseltiyor.

Küresel Isınmadan Kârlı Çıkacaklar
Küresel Isınmanın kötü sonuçları yanında bazı alanlarda olumlu sonuçlarından da söz ediyor bilim adamları. Şaşırtıcı ama öyle. Doğada saf iyi ya da kötü şeyler yok. Doğa bir sistem içinde hareket ediyor. Karbon döngüsüyle yaşayan bitkiler atmosferdeki karbondioksitin artmasıyla karlı çıkacak. Diğer oranların aynı kalması ve yalnızca karbondioksitin iki katına çıkmasıyla tarım ürünleri yüzde 10 ile 50 arasında artacak. Isınmak için çok para harcayan soğuk iklim ülkeleri ılıman iklim kuşağına girdiğinde yakıt masrafları azalacak. Kurak iklim kuşağında yer alan ülkeler ılıman, yağışlı iklim kuşağına geçince su sorunları kalmayacak. Sıcaklığın arttığı soğuk ülkelerde yerleşime açılamayan bölgeler nüfus patlamasıyla karşılaşacak. Bol yağış alan kuşakta kalacak ülkeler orman alanlarını da artırma olanağı bulacak. Yani olumlu yanları da var işin, ama sağlıkla ilgili problemler hemen hemen tüm ülkelerde artacak. 
Geleceği Şimdiden Yaşayanlar 
1994 yılında Suudi Arabistan'daki yeraltı su kaynaklarının kurumaya başlamasından sonraki üç yıl içinde tarımda kullanılan su kesintilerinin ardından ülkenin net hububat ithalatı üç milyon tondan yedi milyon tona çıktı. 1996 yazında yeraltı su kaynaklarının boşalması, ithal edilen hububat fiyatlarının yükselmesi ve döviz kıtlığı gibi sorunlar yaşayan Ürdün Hükümeti ekmek sübvansiyonunu kaldırdı. Çıkan ekmek ayaklanması günlerce sürdü, hükümet düşme noktasına geldi. 
1997 yılında 140 milyon kişinin yaşadığı Pakistan'ın hububat ithalatını iki katına çıkararak beş milyon ton hububat ithal etmesi gerekiyordu. Ama tüm kredisini kullanmış olan Pakistan'ın bunu gerçekleştirmesi mümkün değildi. Sonuçta fiyatları yükseldi ve nisan ayında Karaçi'de fırınlar önünde uzun kuyruklar oluştu. Kentte siyasi huzursuzluklar ve bazı yağmalama olayları yaşandı. 
Çin'in kuzeyinde kuraklık had safhada. Tahıl üretiminin yüzde 40'ını sağlayan Çin Ovası'nın kuzeyindeki su kaynakları yılda 1,5 metre azalıyor. Hindistan'daki durum daha da vahim. Bu ülkedeki aküferlerin boşalma oranı dolma oranının iki katına ulaştı. Böylece temiz su aküferleri yılda bir ile üç metre kadar azalmakta.
Uygarlığımız Co2 Üretimi Üzerine Kurulu 
1900 yılındaki petrol kullanımı günde birkaç bin varildi. 1997'de bu rakam 72 milyon varile ulaştı. Yıllık metal kullanımı 20 milyon tondan 1,2 milyar tona çıktı. 1950 ile 1996 arasındaki 46 yılda kağıt kullanımı tam altı kat artarak 281 milyon tona yükseldi. 1900 yılında adı bile bilinmeyen plastik üretimi 1995 yılında 131 milyon tonu buldu. 1900 yılında dünyadaki otomobil sayısı birkaç bindi. 1998 yılında dünya yollarında 501 milyon otomobil egzozlarını atmosfere boşaltıyor. Bu hızla gidilirse 2100 yılında 5 milyardan daha fazla otomobil dünyayı cehenneme çevirecek. 
Karbondioksiti Azaltma Yolları
Yetkililer ve bilim adamları karbondioksiti en aza indirmek için değişik çalışmalar yapmaktadırlar. Bu çalışmalar tek başına yeterli olmamaktadır. Şimdi ise yetkililere göre yapılması gerekenlere maddeler halinde bir bakalım.
-Sanayi öncesi ülkeler sanayi ötesi döneme atlatılmalıdır. 
-Telefon şebekesi olmayan yerlere cep telefonu şebekesi kurulmalıdır. Milyonlarca km. Kablo ve milyonlarca (ağaç veya çelik) direkten tasarruf sağlanır. 
-Bilgisayar devreye sokularak her türlü posta işlemlerinde kağıttan kurtulmalıdır. Elektronik posta, mektup, faks ve hatta kısa telefon notlarının yerini alır. Milyonlarca ağaç kurtulur. Binlerce posta dağıtım aracı yollara çıkmaz. 
-Otomobil sanayii yerine doğrudan toplu taşıma araçları üretimi özendirilmelidir. Bir otobüs sekiz otomobilin taşıdığı insanı taşır. 
-Karayolu yerine demiryolu taşımacılığı özendirilmelidir. 
-Sanayi öncesi bu ülkelerin klasik sanayi aşamasını aşabilmeleri için sanayi ötesi ülkeler gerekli maddi kaynakları çok büyük bölümü hibe, kalan küçük kısmı da faizsiz ve 50-60 yıllık vadeli kredilerle karşılamalıdırlar. 
-Sanayileşmiş ülkeler atıklarla beslenen fabrikalara ağırlık vermelidir. Hammadde işleyen fabrikalar azalmalıdır. Atık metal kullanımı enerjide yüzde 60 tasarruf sağlamaktadır. (ABD verileri) 
- Otomobil satışlarından alınacak vergiler toplu taşıma araçlarıyla demiryollarının yapımı için harcanmalıdır. 
-Otomobillerin elektrikle ya da en azından melez (benzin+elektrik) motorlarla çalışır biçimde üretildiği fabrikalar için vergi indirimi veya belli sürelerle vergi muafiyeti, klasik otomobil üretimine de ek vergiler getirilmelidir. 
-Toprak erozyonunu önleyecek düzenlemelere derhal başlanmalıdır. Erozyonla mücadele etmeyen çiftçilerin sübvansiyonları kesilmelidir. 
-Tarım arazilerini Tarım dışı amaçlar için kullananlar için çok ağır cezalar verilmelidir. 
-Nüfus artışı kesinlikle frenlenerek enerjiye olan talep azaltılmalıdır. 2050 yılında Hindistan 1,53 milyar, Çin 1,5 milyar, Nijerya 336 milyon kişiye ulaşacaktır. Bu ülkelerde açlıktan kaynaklanan ekonomik ve politik sorunların çıkması kuvvetle muhtemeldir. 
-Kırmızı etten beyaz ete geçiş hızlanmalıdır. Bir kg. yem bir tavuğun ağırlığını bir kg. artırırken, büyükbaş hayvanların bir kg alabilmesi için 3,2 kg. yem gerekmektedir. 
-Enerji üretiminde fosil yakıtlar terk edilerek rüzgar, güneş ve su gibi sürdürülebilir enerji çeşitlerine geçilmelidir.