 |
IMF
VE DUNYA BANKASI
Küreselleşme uğruna Dünya pazar payının genişlemesi için
çalışan kurumlardan olan IMF ve Dünya Bankasına verilen taahhütlerin yerine
getirilmemesi ülkeler de kriz üstüne kriz yaratıyor. Peki ama bu kadar etkileyen
bu iki kurum ne zaman, ne amaçla kurulmuştur. Herkes bu iki kurumun adını kendi
isimleri kadar iyi bilmelerine rağmen ne iş yaptıkları hakkında pek fazla
bilgiye sahip değillerdir herhalde.
Ülkelerin, ekonomilerin çöküş dönemlerinde ortaya çıkan ve onları kurtarmak için
bir dizi Stand-by anlaşması neticesinde ülke ekonomisine dışardan gelen
bakanlarla çözüm arayan IMF ve Dünya Bankası nedir? Ne zaman kurulmuş şu ana
kadar neler yapmışlardır ?
IMF ve Dünya Bankasının ülke ekonomilerine yönelik yaptırdıkları uygulamaları
değil de bu sayımızda kısaca IMF ve Dünya Bankası ne iş yapar, hangi kurumları
vardır sorularının cevabını vermeye çalıştık.
Günümüzde atmosfere en fazla zarar veren ülke ABD'dir. Ama nedendir bilinmez
Küresel Isınma konusunda bilim adamlarının ve devletlerin, geleceği daha güvenli
hale getirmek için uluslararası çalışmalara imza koyarken ABD'nin bunlardan geri
kalması. En basit örneği Kyoto sözleşmesini tanımaması ve altına imza atmaması
gösterilebilir.
Peki Küresel Isınma nedir? Bizi bekleyen felaketler nelerdir? Kabaca: Başta
kanser olmak üzere tüm hastalık ve salgınlara daha yakın olacağız, susuzluk ve
elektrik kesintileri ise işin cabası. En kısa yoldan Küresel Isınmayı böyle
anlatabiliriz.
Felaket Geliyorum Diyor
Afrika kıtasında bulunan Klimanjaro buzul dağı son yüzyılda kütlesinin dörtte
üçünü kaybetti. Diğer kıtalardaki dağlar da buzullarının büyük bir kısmını
yitirdi. Denizler yükseliyor. 20. yüzyılda deniz seviyeleri 10 ile 25 cm. kadar
yükseldi. Göl sularındaki ısınma da sürüyor. 1866 ile 2000 yılları arasında
sıcaklık küresel düzeyde 0,5 ile 0,7 C derece arasında yükseldi.
Eğer bu hızda atmosfere karbondioksit vermeyi sürdürürsek 2050 yılında sıcaklık
bir varsayıma göre 3 veya 4 C derece artacak. Deniz düzeyleri bir 35 cm. daha
yükselecek. 2100 yılında ise yükseklik 60 cm.yi bulacak. Bu, örneğin ABD'nin 25
bin kilometrekare toprak kaybetmesi demek. Bangladeş ise topraklarının yüzde
10'unu denizlere terk edecek. Pakistan, Mozambik, Endonezya da topun ağzındaki
diğer ülkeler. Temiz su kaynakları, sıcaklığın artmasıyla çoğalacak olan
buharlaşma nedeniyle azalacak. Temiz sulardaki azalmanın yüzde 20'yi bulması
bekleniyor. Kışlar yazlardan, geceler gündüzlerden daha fazla oranda ısınacak.
Geceleri karaların soğuması yeterince gerçekleşemeyeceğinden rüzgar ve
fırtınaların yeriyle şiddeti değişecek. Sıcaklığın 5 C derece artması durumunda
her yıl fazladan bir milyon kişi daha sıtmadan ölecek. Yani felaket "geliyorum"
diyor.
Küresel Isınma Ne?
Küresel Isınmanın nedenleri biliniyor bilinmesine ama sonuçları konusunda bilim
adamları henüz tam bir fikir birliğine varmış değiller. Ormanlar ne olacak,
rüzgar desenleri değiştiğinde dünyayı nasıl günler bekliyor, temiz su kaynakları
sıcaklık artışından etkilendiğinde ne olacak. Bu yüzden savaş çıkar mi? Uzayıp
giden bu soruların yanıtları değişik. Ama tüm bu anlaşamama durumu sonuçlara
ilişkin. Yoksa yerkürenin gün geçtikçe ısındığı ve bunun da atmosferi ısıttığı
konusunda tüm bilim adamları hemfikir.
Nasıl Oluşuyor?
Küresel Isınmaya yol açan şey sera etkisi yaratan gazların insanoğlu
tarafından atmosfere daha çok verilmeye başlanmasıyla atmosferde oluşan sıcaklık
artışıdır. Peki sera etkisi nedir? Aslına bakılırsa sera etkisi doğal bir
süreçtir. Dünyada yaşamı sağlayan bir süreç. Ama doğanın kararında bıraktığı bu
sistem insanoğlu tarafından bozuldu. Güneşten gelen ışınlar dünyayı ısıtır. Bunu
hepimiz biliyoruz. Güneşten gelen bu ışınlar aynı zamanda yerküremiz tarafından
gerisin geriye yansıtılır da. Ancak atmosferdeki su buharı, karbondioksit ve
metan gazları dolayısıyla bu yansımanın bir kısmı önlenir. Bu gaz molekülleri
ışınları tutar ve yeniden dünyaya yansıtır. Yani aynı bir serada ışının sera
naylonu dolayısıyla dışarı çıkamaması gibi. Bu yüzden bu olaya sera etkisi adı
verilir. Bu doğal süreç daha önce dediğimiz gibi dünyada yaşam döngüsünün
kurulmasında önemli. Sera etkisi olmasaydı dünyanın sıcaklığı - 18 C (eksi 18)
olacaktı.
Ancak Sanayi Devrimi'nin başlamasıyla beraber durum bozuldu. İnsanoğlu fosil
yakıtlar, yani kömür, petrol ve odunu uygarlığının yükselmesinde basamak olarak
kullanmaya başlayınca atmosfere her yıl, önce binlerce sonra milyonlarca,
günümüzde ise milyarlarca ton karbondioksit salmaya başladı. Karbondioksit doğal
düzeyinde kaldığında yararlı bir gaz.
İnsan bununla da yetinmiyor. Bir yandan da ormanları yok ederek karbondioksit
emen sistemleri ortadan kaldırıyor. Yani CO2'nin artış hızını yükseltiyor.
Küresel Isınmadan Kârlı Çıkacaklar
Küresel Isınmanın kötü sonuçları yanında bazı alanlarda
olumlu sonuçlarından da söz ediyor bilim adamları. Şaşırtıcı
ama öyle. Doğada saf iyi ya da kötü şeyler yok. Doğa bir
sistem içinde hareket ediyor. Karbon döngüsüyle yaşayan
bitkiler atmosferdeki karbondioksitin artmasıyla karlı
çıkacak. Diğer oranların aynı kalması ve yalnızca
karbondioksitin iki katına çıkmasıyla tarım ürünleri yüzde 10
ile 50 arasında artacak. Isınmak için çok para harcayan soğuk
iklim ülkeleri ılıman iklim kuşağına girdiğinde yakıt
masrafları azalacak. Kurak iklim kuşağında yer alan ülkeler
ılıman, yağışlı iklim kuşağına geçince su sorunları
kalmayacak. Sıcaklığın arttığı soğuk ülkelerde yerleşime
açılamayan bölgeler nüfus patlamasıyla karşılaşacak. Bol yağış
alan kuşakta kalacak ülkeler orman alanlarını da artırma
olanağı bulacak. Yani olumlu yanları da var işin, ama sağlıkla
ilgili problemler hemen hemen tüm ülkelerde artacak.
Geleceği Şimdiden Yaşayanlar
1994 yılında Suudi Arabistan'daki yeraltı su kaynaklarının
kurumaya başlamasından sonraki üç yıl içinde tarımda
kullanılan su kesintilerinin ardından ülkenin net hububat
ithalatı üç milyon tondan yedi milyon tona çıktı. 1996 yazında
yeraltı su kaynaklarının boşalması, ithal edilen hububat
fiyatlarının yükselmesi ve döviz kıtlığı gibi sorunlar yaşayan
Ürdün Hükümeti ekmek sübvansiyonunu kaldırdı. Çıkan ekmek
ayaklanması günlerce sürdü, hükümet düşme noktasına geldi.
1997 yılında 140 milyon kişinin yaşadığı Pakistan'ın hububat
ithalatını iki katına çıkararak beş milyon ton hububat ithal
etmesi gerekiyordu. Ama tüm kredisini kullanmış olan
Pakistan'ın bunu gerçekleştirmesi mümkün değildi. Sonuçta
fiyatları yükseldi ve nisan ayında Karaçi'de fırınlar önünde
uzun kuyruklar oluştu. Kentte siyasi huzursuzluklar ve bazı
yağmalama olayları yaşandı.
Çin'in kuzeyinde kuraklık had safhada. Tahıl üretiminin yüzde
40'ını sağlayan Çin Ovası'nın kuzeyindeki su kaynakları yılda
1,5 metre azalıyor. Hindistan'daki durum daha da vahim. Bu
ülkedeki aküferlerin boşalma oranı dolma oranının iki katına
ulaştı. Böylece temiz su aküferleri yılda bir ile üç metre
kadar azalmakta. Uygarlığımız Co2 Üretimi Üzerine
Kurulu
1900 yılındaki petrol kullanımı günde birkaç bin varildi.
1997'de bu rakam 72 milyon varile ulaştı. Yıllık metal
kullanımı 20 milyon tondan 1,2 milyar tona çıktı. 1950 ile
1996 arasındaki 46 yılda kağıt kullanımı tam altı kat artarak
281 milyon tona yükseldi. 1900 yılında adı bile bilinmeyen
plastik üretimi 1995 yılında 131 milyon tonu buldu. 1900
yılında dünyadaki otomobil sayısı birkaç bindi. 1998 yılında
dünya yollarında 501 milyon otomobil egzozlarını atmosfere
boşaltıyor. Bu hızla gidilirse 2100 yılında 5 milyardan daha
fazla otomobil dünyayı cehenneme çevirecek.
Karbondioksiti Azaltma Yolları
Yetkililer ve bilim adamları karbondioksiti en aza
indirmek için değişik çalışmalar yapmaktadırlar. Bu çalışmalar
tek başına yeterli olmamaktadır. Şimdi ise yetkililere göre
yapılması gerekenlere maddeler halinde bir bakalım.
-Sanayi öncesi ülkeler sanayi ötesi döneme atlatılmalıdır.
-Telefon şebekesi olmayan yerlere cep telefonu şebekesi
kurulmalıdır. Milyonlarca km. Kablo ve milyonlarca (ağaç veya
çelik) direkten tasarruf sağlanır.
-Bilgisayar devreye sokularak her türlü posta işlemlerinde
kağıttan kurtulmalıdır. Elektronik posta, mektup, faks ve
hatta kısa telefon notlarının yerini alır. Milyonlarca ağaç
kurtulur. Binlerce posta dağıtım aracı yollara çıkmaz.
-Otomobil sanayii yerine doğrudan toplu taşıma araçları
üretimi özendirilmelidir. Bir otobüs sekiz otomobilin taşıdığı
insanı taşır.
-Karayolu yerine demiryolu taşımacılığı özendirilmelidir.
-Sanayi öncesi bu ülkelerin klasik sanayi aşamasını
aşabilmeleri için sanayi ötesi ülkeler gerekli maddi
kaynakları çok büyük bölümü hibe, kalan küçük kısmı da faizsiz
ve 50-60 yıllık vadeli kredilerle karşılamalıdırlar.
-Sanayileşmiş ülkeler atıklarla beslenen fabrikalara ağırlık
vermelidir. Hammadde işleyen fabrikalar azalmalıdır. Atık
metal kullanımı enerjide yüzde 60 tasarruf sağlamaktadır. (ABD
verileri)
- Otomobil satışlarından alınacak vergiler toplu taşıma
araçlarıyla demiryollarının yapımı için harcanmalıdır.
-Otomobillerin elektrikle ya da en azından melez
(benzin+elektrik) motorlarla çalışır biçimde üretildiği
fabrikalar için vergi indirimi veya belli sürelerle vergi
muafiyeti, klasik otomobil üretimine de ek vergiler
getirilmelidir.
-Toprak erozyonunu önleyecek düzenlemelere derhal
başlanmalıdır. Erozyonla mücadele etmeyen çiftçilerin
sübvansiyonları kesilmelidir.
-Tarım arazilerini Tarım dışı amaçlar için kullananlar için
çok ağır cezalar verilmelidir.
-Nüfus artışı kesinlikle frenlenerek enerjiye olan talep
azaltılmalıdır. 2050 yılında Hindistan 1,53 milyar, Çin 1,5
milyar, Nijerya 336 milyon kişiye ulaşacaktır. Bu ülkelerde
açlıktan kaynaklanan ekonomik ve politik sorunların çıkması
kuvvetle muhtemeldir.
-Kırmızı etten beyaz ete geçiş hızlanmalıdır. Bir kg. yem bir
tavuğun ağırlığını bir kg. artırırken, büyükbaş hayvanların
bir kg alabilmesi için 3,2 kg. yem gerekmektedir.
-Enerji üretiminde fosil yakıtlar terk edilerek rüzgar, güneş
ve su gibi sürdürülebilir enerji çeşitlerine geçilmelidir.
|